|
Yrd. Doç. Dr. Parlak, Türklerin Oğuzların gezgin kolu olan Dış Oğuzlar
ile, Amerika ve Avrupa dahil dünyanın dört bir yanına gittiğini söyledi.
Usta Gazeteci Yazar Hulki Cevizoğlu’nun hazırlayıp sunduğu Ceviz Kabuğu
programı yine gündeme damgasını vurdu. Milyonları televizyon başına
toplayan Ceviz Kabuğu’nda Türk kökeni hakkında çarpıcı gerçekler bizzat
kaynağında çekilmiş fotoğraf ve görüntülerle bir kez daha gündeme taşındı.
Ve katledilişinin 15. yılı nedeniyle gazeteci yazar Uğur Mumcu da anıldı.
Programın Ankara stüdyosundaki konuğu Erzurum Atatürk Üniversitesi
Geleneksel Türk Sanatları Bölüm Başkanı ve Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr.
Tahsin Parlak, Türklerin kökeninin bugün bilinen tüm kültür ve
medeniyetlerin kaynağı olduğunu birçok bilimsel kanıt göstererek ortaya
koydu. Parlak, Türklerin Oğuzların gezgin kolu olan Dış Oğuzlar’la,
Amerika ve Avrupa dahil dünyanın dört bir yanına gittiğini söyledi
Kanları yerde...
Ceviz Kabuğunun ilk bölümünde, katledilişinin 15. yılı nedeniyle gazeteci
Uğur Mumcu anıldı. Mumcu’ya Kalpaksız Kuvayi Milliyeci, gerçek ulusalcı
dendiğini belirten Hulki Cevizoğlu, Mumcu’nun katillerinin 15 yıldır
bulunamamasını bu konuda verilen sözleri hatırlatarak eleştirdi. Hulki
Cevizoğlu “Maalesef, Uğur Mumcu’nun katledildiği tarihte bakanlık
yapanlar, katillerini bulmak bizim şeref ve namus meselemizdir dediler.
Ama şeref ve namuslarını gösteremediler” diye konuştu. Cevizoğlu, gerçek
Atatürkçülerin ve ulusalcıların katledildiğini ve katillerinin de
bulunmadığını dile getirerek şunları söyledi: “Aydınlarımızın kanı yerde,
politikacılarımızın da sözü havada. Biz balık hafızalı değiliz. Anında
unutmuyoruz. Ama bunu unutturmak isteyenler var. 15 yıl geçti Uğur Mumcu
unutulmadı. Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu ve diğer aydınlarımız
unutulmadı. Katillerinin yakalanmadığı bir ülkede aydınlarımızın
arkasından ağlıyoruz.”
Katilleri bulunamıyor
Programa İstanbul stüdyosundan katılan Uğur Mumcu’nun kardeşi Ceyhan Mumcu
ise, Uğur Mumcu hakkında şunları söyledi: “Uğur gazeteci kimliği ile
kendini bu ülkenin bağımsızlığına ve cumhuriyete adadı... Uğur milliyetçi
ve ulusalcıydı. Uğur bu cumhuriyetin Dünya Bankası ya da IMF
koridorlarında değil emperyalizme karşı en olumsuz koşullarda kurulduğunu
söylerdi... Elif Şafak’ların, Hrant Dink’lerin hakları savunuluyor bu
ülkede ama Uğur Mumcuların katilleri bulunamıyor. Sizler de Uğur Mumcu’ya
benziyorsunuz. Ama azınlık durumundasınız. Geçen gün, bir sendikacı
arkadaşımın söylediğini aktarayım. Dedi ki, Büyük Atatürk’ün Nutuk’unu
bile yakında yasak kitap yerine koyarlar. O aşamaya doğru gidiyor
Türkiye.”
Oğuz damgası
Programın ikinci bölümünde de Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar
Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr. Tahsin Parlak birçok bilimsel belge eşliğinde
Türk tarihinin derinliklerine ışık tuttu. Tahsin Parlak öncelikle bugün
dünya ülkelerindeki simge ve işaretlerle Türklerde bir dönem kutsal değeri
olan el dokuması halılar üzerindeki işaretlerin benzerliklerine dikkat
çekti. Parlak, bu benzerliğin Orta Asya’dan dünyanın dört bir yanına göz
eden Dış Oğuzların etkisinden kaynaklanabileceğini söyledi. Parlak,
özellikle İngiliz Bayrağı ile Erzurum’da 20-30 yıllık bir dokuma halı
üzerindeki desenin birebir benzerliğini dikkate alınmaya değer bulduğunu
kaydetti.Yrd. Doç. Dr. Tahsin Parlak, Türklerin Göçlerle beraber
çıktıkları yol olan Tûr-ân Yolu’nun önce Tûr-ân, sonra baharat ve İpek’in
bulunmasıyla da İpek Yolu olarak anıldığını, bugün de aynı çizgiden enerji
hatlarının geçtiğini belirtti. Parlak’ın ortaya koyduğu diğer gerçekler
şunlar: “İlk halı Hunlar’da kızların çeyiz olarak götürdükleri ve her
kızın çadırını anlatan desenlerle çadırın en güzel yerine serdiği halıdır.
Hun çadırlarının en önemli yeri çadırın kubbesidir. Bu kubbe simgesinin
Kırgız bayrağında benzer şekilde görüyoruz. İngiliz bayrağındaki işaret
bir İç Oğuz damgasıdır. Bir Erzurum halısındaki çift başlı kartal ve de
Kızılderililerde görülen kuma çizdikleri bir şekilde dış oğuzun ok damgası
görülüyor. Bu damgaların kökeni Orta Asya kökenli kaya resimleridir.
Öntürk alfabesinin kaynağı olan kaya resimlerine İtalya’nın Alplerinde de
rastlamak mümkün.”
Bizi birbirimize düşürmeye çalışıyorlar, oyuna gelmeyelim
Yabancı istihbarat örgütleri, bir ülkede olmayan bir sorunu varmış gibi
göstererek, milleti bölmeye çalışır...
Usta gazeteci Hulki Cevizoğlu, programında son günlerin bir numaralı
gündemi olarak yansıtılan türban tartışmalarına da değindi. Cevizoğlu,
“Türkiye’nin türban diye bir sorunu yok. Türban sorunu politikacılar
tarafından var gibi gösterilip, olmayan bir sorunu çözüp, kendilerini
kahraman gibi göstermeye çalışıyorlar. 16 yıl önce türban konusu
tartışılmazken Türk kadını Müslüman değil miydi?” değerlendirmesini yaptı.
Hulki Cevizoğlu değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
Din üzerinden siyaset
“Din üzerinden siyaset yapan ve böylece üç beş oy fazla almak isteyen bazı
genel başkanlar, anayasa ve cumhuriyetimizin temel ilkelerine aykırı
olarak suistimalde bulunuyorlar. Türban 15-16 yıl önce hiç gündemde yoktu.
Yabancı istihbarat örgütlerinin tipik çalışmasıdır. Bir ülkede karışıklık
çıkarmak istediklerinde ya mevcut bir durumu örneğin ırk yapısını
ayrıştırmaya çalışırlar, ya da olmayan bir sorunu varmış gibi göstererek,
onun üzerinden milleti bölmeye çalışırlar. Geçen dönemde, AKP’li Devlet
Bakanı Mehmet Ali Şahin bile yaptırdığı anketin sonuçlarını açıklarken
’türban sorunumuz yok. Ancak yüzde 3 oranında insan bunu sorun olarak
görüyor’demişti. Ama bugün bazı politikacılar din üzerinden halkı
sömürmeye çalışıyor.” Basında çıkan haberleri eleştiren Cevizoğlu,
“Yabancılar bizi birbirimize düşürmeye çalışıyor. Aman bu oyuna
gelmeyelim. Onlar, bugün birilerine şah, birilerini piyon muamelesi
yapıyor. Şah gibi görünenler de sevinmesinler. Çünkü, yabancılar ülkeyi
bölme işlemini tamamladığı zaman, satranç tahtasını kapatacak ve şahları
da piyonları da aynı kutuya koyarak, koltuğumuzun altına verecek. Bir
düşünür, ’Sular yükselince balıklar karıncaları, sular çekildiği zaman
karıncalar balıkları yer. Kimin kimi yiyeceğini suyun akışı belirler’diyor.
Aman bu oyuna düşmeyelim” dedi. Programa katılan Ahmet Keser isimli 53
yaşındaki bir izleyici ise, Başbakan Erdoğan’a seslendi: “İçimi dökmek
için aradım. Benim eşim türbanlı. Ama sorunumuz türban değil. Ben bir baba
olarak çocuğumun cebine 5 milyon lira harçlık koyamıyorum. Utanıyorum. Ben
açım aç sayın başbakan!..”
Japonlar Hititlerin torunu
Programa telefon bağlantısıyla katılan Emekli Vali İhsan Dede, 1965
yılında kaymakam olarak görev yaptığı Çorum’da başından geçen ilginç bir
olayı aktardı. İhsan Dede, o dönemde Çorum’a elinde bir kitapla gelip
araştırma yapan bir Japon Prensinin kendisine “Bizim atalarınız
Hititlerdir. Biz onların torunlarıyız” dediğini açıkladı. Bu iddiaya Yrd.
Doç. Dr. Tahsin Parlak, “Dediği doğru olabilir, Erzurum’a da Japonların bu
tip iddialarla gelip araştırma yaptıklarını biliyorum” sözleriyle katkıda
bulundu. Emekli Vali’nin ortaya attığı ilginç iddialardan biri de 1978’de
Burdur’da antik kent Sagolassas’ta (Ağlasun’da) yapılan kazılar sırasında
bulunan kemiklerle, kazılar yapan işçilerin kemiklerinde yapılan DNA
testlerinden yüksek oranda uyum çıktığı idi. Bu iddiaya göre o bölgede
binlerce yıl önce Türkler yaşıyordu. Tahsin Parlak, bu kültürlerin yok
olma nedenlerini ise Atmosferin ısınıp buzulların erimesine dolayısıyla da
suların yükselmesi olarak açıkladı. Parlak bu kültürlerin izlerinin olduğu
bölgelerin bugüne kadar yeterince korunmadığından yakınarak yeni yeni bazı
bölgelerde koruma alanları oluşturulduğunu ifade etti. Öte yandan,
izleyicilerden Orman Mühendisi Doç. Dr. İlker Acar da, “Bir yabancı bilim
dergisi, Çatalhöyük’te yapılan kazılarda, burada 15 bin yıl önce
İngilizler’in ataları olan Keltler’in yaşadığının ortaya çıktığını yazdı”
dedi.
|